Erkeklerin korkulu rüyası olan prostat kanserine karşı yeni tedavi yöntemi HIFU kullanılıyor. Robotik tedavi HIFU yöntemi, kanserli dokuya odaklanıyor çevredeki dokulara zarar vermiyor.

Ses dalgaları ile uygulanan bu yöntemle ameliyat olamayacak hastalarda büyük başarı sağlanıyor.
Erkeklerde en sık görülen kanser türü olan prostat kanserine karşı HIFU (Transrectal High Intensity Focused Ultrasound) adlı verilen yeni bir yöntem uygulanıyor. Dünyanın çeşitli ülkelerinde tercih edilen bu yöntem Avrupa’da 90’ı aşkın merkezde kullanılıyor. Türkiye’de de sayılı merkezde bulunan HIFU, Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nde hastaların hizmetine sunuldu. Bir odakta yoğunlaştırılmış ses dalgalarıyla kanser dokularını yok edebilen HIFU, sağlıklı dokulara zarar vermiyor. Radyasyon içermediği için güvenilir bir yöntem olarak kabul ediliyor.

Medical Park Bahçelievler Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı, HIFU’nun prostat kanserine karşı etkisinin kanıtlandığına dikkat çekerek “Robot kontrolünde prostata yönlendirilen ses dalgaları ile prostat kanseri tedavi ediliyor. Lokal evrede prostat kanseri olan, ameliyat edilemeyecek hastalarda büyük başarı sağlıyor” dedi. Taşçı, HIFU’nun avantajlarını şöyle sıraladı: “Hastanede yatış süresi kısalıyor. Çevredeki dokulara zarar vermeden kanserli dokuya müdahale ediyor. Komplikasyon riskleri azalıyor. HIFU, radyoterapi uygulanmasına veya ameliyat edilmesine rağmen hastalığın tekrarladığı hastalara da rahatlıkla kullanılabiliyor.”

Radyoaktif Çekirdek Tedavisi: Brakiterapi

Prostat kanseri erken teşhis edildiğinde ameliyatla prostatın tamamen çıkartılması gerekiyor. Kanseri başarıyla tedavi etmenin yanında bu ameliyatlar, idrar kaçırma ve ereksiyon bozuklukları riskleri taşıyor. Ameliyata alternatif olarak vücut dışından veya prostat içine yerleştirilen radyoaktif çekirdeklerle (Brakiterapi) radyoterapi tedavisi yapılıyor. Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı, “Brakiterapi, kanseri yok edici ışınları veren radyasyon kaynağının direkt olarak kanserli organın içine yerleştirilmesiyle yapılan bir çeşit şua tedavisi. Çevre organlara zarar vermiyor. Ameliyatlarda görülen kanama, yara iltihaplanması veya açılması gibi istenmeyen durumlarla karşılaşılmıyor. Bazı hastalarda geçici olarak idrar yapma zorluğu gelişebilir ve bir süre sonda konulabilir” diye konuştu.

Buharlaştırma Tedavisi: Green Light Lazer

Sık idrar yapma, idrar yaparken yanma, kesintili idrar yapma gibi birçok şikayete neden olan prostat büyümesi, 60’lı yaşlardaki erkeklerin yüzde 30-40’ını etkiliyor. Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı, prostat büyümelerinde uygulanan “Green Light Lazer” hakkında bilgi verdi: “Kanama diğer yöntemlere göre çok daha az olduğu için ameliyat süresini kısaltıyor. Cinsel fonksiyonlara olumsuz etkisi yok. Lokal anestezi ile yapılıyor, kanama problemi olanlarda ve kalp hastalarında güvenle uygulanıyor.”

5 SORUDA PROSTAT1- Prostat Nedir?
Döllenmede etkili olan salgıları üreten ve idrar boşaltımını sağlayan prostat, mesanenin alt kısmında yer alır. Erişkindeki ağırlığı 20-25 gramdır. Prostat bezi, sperm hücrelerinin transferine aracılık eden seminal sıvıyı salgılayıp spermlerin nakline yardımcı olur.
2- Prostata ait hastalıklar nelerdir?

Prostat İltihabı (Prostatit): Bazı mikroorganizmaların prostata yerleşmesi ile ortaya çıkar. Genelde kronik ve sinsi enfeksiyonlardır. İdrar yolunun her türlü enfeksiyonu veya cinsel yolla bulaşan hastalıklar prostat iltihabına yol açabilir.
Prostat Büyümesi: Prostattaki büyüme, kanser türündeki bir büyüme değildir. Ancak iyi huylu olmasına rağmen idrar yollarını sıkıştırıp daraltması nedeniyle ciddi bozukluklara neden olabilir. İyi huylu prostat büyümesi 50 yaşından sonra her yüz erkekten 50’sinde görülür. Erken teşhis için 50 yaşından sonra her erkek en az yılda bir kez muayene olmalı.
Prostat Kanseri: Prostatta görülen bir diğer hastalık, kötü huylu büyümeler diye ifade edilen prostat kanseridir. Prostat kanseri damarlarla yayılıp başka yerlerde doku hasarı yaparak hayatı tehdit eder. Prostat kanseri iyi huylu prostat büyümelerinde olduğu gibi idrar yolunu sıkıştırıp benzer şikayetlere neden olur.
3- Prostat büyümesi ve kanserinin belirtileri nelerdir?
Prostat kanseri ve büyümesi benzer belirtiler gösterir. Bu hastalıklarda idrar yolunda daralma olduğunda, daralmanın üst seviyesindeki mesane adaleleri daha fazla kasılarak darlığı yenmeye çalışır ve mesaneyi boşaltır. Her defasında daha fazla kasılmak zorunda olan adaleler zamanla kalınlaşarak gelişirler. Bir müddet sonra, mesanenin adaleleri yorulduğu için mesanedeki idrarın tamamı boşaltılamaz. Hasta idrarını zorlukla yapar. Bir miktar idrar mesanede kaldığı için idrar yaptıktan sonra rahatlama hissedilemez. Her defasında mesanedeki idrarın bir kısmını yaptığı için hasta sık idrara çıkar. İdrarı yaparken yanma ve ağrı hissedebilir.
4- Tanı yöntemleri nelerdir?
Erken tanı için muayenenin yanı sıra PSA adı verilen tanı yöntemi uygulanır. Yaşa özgü, PSA değerleri vardır. Üst üste yapılan PSA ölçümlerinde bu değerler yüksek çıkıyorsa ya da makattan muayenede prostatta sertlik bulmuşsa şüphe artar.
5- Muayene sırasında prostattan şüphe duyulduğunda nasıl bir yol izlenir?
Hasta hemen prostat biyopsisine yönlendirilir. Biyopsisi temiz, fakat kandaki PSA’sı yüksek çıkan hastalarla da karşılaşılıyor. Bunun sebebi bir prostat enfeksiyonu olabilir.

7 Gıda ile Daha Uzun Vücut Ömrü

Badem, kahve, tarçın, patates, sebze çorbası, zeytinyağı, çay...

Her mutfakta bulunan bu yedi gıda ile daha sağlıklı bir vücuda sahip olabilirsiniz.

Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007’ye sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı. Badem: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

Kahve: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

Tarçın: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

Patates: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi'ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17. sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdikten sonra yemeyi tercih edin.

Sebze çorbası: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellikle sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

Zeytinyağı: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren “8oxodG” adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanı sıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor, 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

Çay: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60'a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.

Yeni Gençleştirme tedavisi yönetmi

Tek cihazla cilde üç boyutlu gençlik kazandırılıyor.

Acıbadem Sağlık Grubu Bağdat Caddesi Tıp Merkezi’nde hizmete giren “Üç Boyutlu Cilt Yenileme Sistemi”, IPL (Intense Pulse Light), ND-YAG laser ve Titan teknolojisini birleştiriyor. Bu özellikler sayesinde ilk defa cildin hem üst, hem orta, hem de derin tabakalarında gençleştirme yapılıyor.

Bu sistemle çiller, güneş lekeleri, kızarıklık, genişlemiş gözenekler, kırışıklık, deride gevşeme ya da sarkma gibi sorunların tümünü tedavi etmek mümkün. Ayrıca epilasyon ve damarsal lezyonların tedavisi de başarıyla yapılıyor. Epilasyonda bronzlaşmış deri dahil tüm deri tiplerinde, ince ve kalın kıllarda, yılın dört mevsiminde güvenli ve etkili tedavi imkanı sağlıyor. Damarsal lezyonlarda ise ince, kalın, yüzeyel ve derin olmak üzere bacak varislerinden, doğumsal damar lekelerine kadar çok geniş bir yelpazede tedavi yapılabiliyor.

Yeni sistem hakkında Dermatoloji Uzmanları Doç. Dr. Yasemin Saray ve Dr. Asiye Nesrin Aksoylar, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Aydın Saray bilgi verdi.

Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi’nden Doç. Dr. Yasemin Saray:

SARKAN CİLDE DERİN ESTETİK

IPL (Intense Pulse Light-Yoğunlaştırılmış Atılımlı Işık): Cihazın flash lambasından yoğunlaştırılmış görünür bir ışık veriliyor. Bu geliştirilmiş IPL sistemi ile uygulanan “foto genesis” işlemi derinin en üst tabakasını yeniliyor. Böylece lekeler (çiller, güneş lekeleri), kızarıklıklar ve ince damarsal genişlemeler tedavi edilebiliyor. Derideki hedef doku (çil, güneş lekesi gibi) tarafından ışık enerjisi emiliyor, emilen ışık dokuda ısı enerjisine dönüştüğünden hedef doku tahrip ediliyor. Birçok dalga boyunda ışık üretilebiliyor. Ciltteki renk farklılıkları ve düzensizlikler giderilebiliyor.

ND-Yag Laser: Bu sistem ile uygulanan “lazer genesis” işlemi ise cildin orta tabakasındaki değişiklikler nedeni ile oluşan yaşlılık belirtilerini tedavi ediyor. Lazer enerjisi kolajen yapımını artırarak genişlemiş gözenekler, derideki kalınlaşma ve kabalaşma, ince kırışıklıklar ve yoğun deri kızarıklığının giderilmesini sağlıyor. Ayrıca akne izlerinin tedavisinde de oldukça etkili.

Titan Sistemi: Güvenli bir kızıl ötesi ışık kaynağı kullanımı ile cildi sıkılaştıran bir yöntem. Titan derinin en alt tabakasını ısıtarak kolajen liflerin kısalıp kalınlaşmasını, uzun dönemde ise kolajenin yeniden yapılanmasını sağlar. Yüz, boyun, karın, kalça ve kollar dahil olmak üzere tüm vücuttaki gevşemiş ve sarkmış cildi sıkılaştırmak için kullanılıyor. Özellikle ileri yaş ve yerçekiminin etkisine bağlı olarak yüz ve boyun derisinde, gebelik sonrasında ise karın derisinde gelişen gevşeme ve sarkmaların tedavisinde oldukça etkili. Her yaş grubunda uygulanabilir.


Acıbadem Kozyatağı Hastanesi’nden Doç. Dr. Aydın Saray:

DOKUYA DAHA KOLAY İŞLİYOR

Üç Boyutlu Cilt Yenileme Sistemi, plastik cerrahide şu alanlarda kullanılıyor:

-Üst dudaktaki ince dikey çizgiler, boyundaki çizgilenmeler, yanaktaki çizgilerin giderilmesinde birkaç seansta iyi sonuçlar elde ediliyor.
-Çizgilerin giderilmesi cerrahi olmayan bir uygulama özelliğini taşıyor. Her seans arasında 2-4 hafta beklemek gerekiyor.
-Bu tedavi yüz-boyun gençleştirme yöntemleri arasında erken ve orta dönemdeki kırışıklıklar ve sarkmalarda etkili olabiliyor.
-Özellikle ince yüz kırışıklıklarında lokal anestezi bile gerektirmeden etkin bir düzelme ve gerginlik sağlanıyor.
-Damarsal kökenli olan telenjiektazi, Porto şarabı lekesi, hemanjiom, yüz ve gövdedeki vişne anjiomları, bacaktaki ince ve yüzeyel varislerde çok etkin tedavi sağlıyor. Bunun için 4-5 tedavi gerekebilir ve 3-4 ay sonra kesin sonuçlar görünür hale gelebiliyor.
-Damarsal deri lekelerinde ve hastalıklarında, yüz kırışıklıklarında hem yüzeyel hem de derin deri tabakalarında daha etkin ve daha güvenli tedavi sağlıyor.
-Ayrıca, lazer uygulaması sonrası derinin kendisini toparlama ve düzelme süresi oldukça kısalıyor. Aynı amaçla kullanılan lazerlere göre daha hızlı bir sistem.


Bağdat Caddesi Tıp Merkezi’nden Dr. Asiye Nesrin Aksoylar:

AÇIK KAHVE LEKELERDE BİLE ETKİLİ

-Cihaz boyun ve dekolte bölgeleri dahil olmak üzere tüm vücut bölgelerinde etkili olabiliyor. Eskiden zor tedavi edilen açık kahve renkli lekelerde bile güzel sonuçlar alınabiliyor.
-Her hastaya ve tedavi edilen soruna göre bir-üç seans arasında sonuç alınabiliyor.
-Aşırı güneş hasarına maruz kalmış ciltlerde ilave seanslar tavsiye edilebiliyor. Tedaviden hemen sonra kahverengi lekeler koyulaşmaya başlıyor ve cilt hafif kızarmış görünebiliyor. Bu durum tipik olarak bir kaç saat içinde geçiyor.

DOZ AYARI ÇOK İYİ YAPILABİLİYOR

-Üç Boyutlu Cilt Yenileme Sistemi’nin IPL özelliği, geleneksel IPL cihazlarına oranla daha güvenli. Çünkü diğer sistemlerde atış öncesinde cihazın istenilen dozda atış yapıp yapmadığı kontrol edilirken, bu cihazda atış kontrolü sürekli yapılıyor.
-Programlanabilir dalgaboyları sayesinde koyu cilt tiplerine özel dalgaboyları ile güvenli ve etkin bir şekilde kullanılabiliyor.
-Cihazla uygulama yapıldıktan sonra ilk 10 gün ve tabii ki daha sonra güneşin zararlı etkilerinden korunmaya devam edilmesi gerekiyor.
-24 saat boyunca yoğun kimyasallardan kaçınılması önemli.
-Güneşin zararlı etkilerinden dolayı yeni lekeler çıkabilir. Bunlar da aynı şekilde ilk uygulamadan 4 hafta sonra tedavi edilebilir.


Kaynak : acibadem

Elma Diyeti

En sağlıklı yiyeceklerden biride elmadır. İşte müthiş elma diyeti..

İçerdiği organik asitler, soda ve fosfor ile beyin, karaciğer ve mideye yararlı olan elma, antioksidan içermesi nedeniyle cilt yaşlanmasını da geçiktiriyor. Diyetisyen Ziynet Morgül her gün kabuğu ile yenilecek bir elmanın, insan vücudundaki bir çok hastalığa iyi gelmesinin yanısıra, cilt yaşlanmasını da geciktirdiğini söyledi.

KAS VE SİNİR SİSTEMİ İÇİN

Elmanın, her türlü hastalıklıkta en fazla fayda sağlayan bir meyve olduğunu belirten Morgül, “İçerdiği organik asitler, soda ve fosfor ile beyin, karaciğer ve mideye son derece olumlu etkileri olan elma, antioksidan içermesi nedeniyle kalp sağlığı açısından da yararlı olmasının yanısıra, cilt yaşlanmasını da geciktirmektedir’’ dedi. İçeriğinde, yüzde 85 su, yüzde 12 şeker, organik asitler, soda, fosfor, vitamin A, B1, B2, B5, C, E ve PP bulunan elmanın kas ve sinir sistemi için gerekli bir meyve olduğunu ifade eden Morgül, bedeni ve zihni yorgunluklarda yatıştırıcı etkiye sahip olan elmanın yatmadan önce yenildiği taktirde rahat bir uyku sağlanabileceğini söyledi.

CİLDİ CANLANDIRIYOR

Böbrekleri çalıştıran elmanın idrar söktürücü özeliği ile vücuttaki ürik asidin dışarı atımını hızlandırdığını da belirten Morgül, “Taze elma suyu ile silinen kırışık ve pörsük deri, canlılık ve tazelik kazınır. Pişmiş elmanın kabızlığa etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Elma kürüyle de gut, böbrek, mesane hastalıklarıyla hemoroite karşı son derece iyi sonuçlar alınmıştır. Taze rendelenmiş bir adet elmanın yemekten önce tüketilmesi, sindirim yetersizliğine son derece iyi gelmektedir. Sindirim sistemini uyaran ve mide mukozasını güçlendiren elma suyu, aynı zamanda ateş düşürücü olarak kullanılmaktadır’’ diye konuştu. Günlük 3 adet elma tüketiminin 2 ayda yüzde 10 oranında kolesterol düşmesine yardımcı olduğunu kaydeden Morgül, ”Günde 3 adet elma tüketiminin kötü kolesterol oranını düşürürken, iyi kolesterol oranını da 4 kat arttırdığı saptanmış bulunuyor”dedi.

Dr. Mehmet ÖZ'ün Gençlik İksiri

ABD'de yaşayan dünyaca ünlü kalp cerrahı Mehmet Öz , ünlü talk showcu Oprah Winfrey'in şov programında anlattığı, "ömrü uzatan" diye nitelendirdiği iksirin sırrını açıkladı..

ABD'de yaşayan ünlü Türk kalp cerrahı Prof. Mehmet Öz'ün hazırladığı "yeşil içecek," Amerika'da moda oldu. Ünlü talk şovcu Oprah Winfrey'in programında, formülü kendisine ait "gençlik iksiri" adını verdiği içeceği tanıtan ünlü doktora, binlerce mail geldi. Yazdığı diyet kitapları Amerika'da satış rekorları kıran Prof. Öz'ün sağlık iksiri, Oprah Winfrey beğenip önerdikten sonra bir anda en popüler içecekler arasında yerini aldı.

Oprah Winfrey'in programına katılıp evde bu karışımı hazırlamanın yollarını anlatan Öz, gençlik iksirinin formülünü Sabah gazetesine verdi. Günde 3-4 bardak içilmesi önerilen, doping etkisi yapan, kilo aldırmayan ve uzun bir yaşam sürmeyi sağlayan formül anti-aging ilacı olarak da kabul ediliyor. Sekiz farklı sebzeyle hazırlanan karışım, bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, içindeki anti oksidanlar uzun ve genç bir hayat sürmeye destek oluyor. Çoluk çocuk herkes tarafından tüketilebiliyor. Diyet yapanlara bu karışım yardım ediyor, beslenme ihtiyaçlarını sağlıyor. Prof. Dr. Mehmet Öz "Aslında amacım dünyadaki ev kadınlarını eğitmek. Çünkü, onlar çocuklarına, eşlerine bakıyor. Kadınları eğiterek toplumun geneline sağlık bilinci kazandırmak mümkün" diyor.

İksir Nasıl Hazırlanıyor ?

* 2 kâse ıspanak (İyiceyıkayıp karışımın içine çiğ olarak koyabilirsiniz).
* 2 salatalık.
* 1 kereviz.
* Dörtte bir çay kaşığızencefil kökü.
* Maydanoz.
* İki elma.
* 1 tutam ıhlamur.
* Yarım limon


Bu sebzeleri karıştırıp,suyunu çıkardıktan sonra günde 3-4 bardak için.

Formda Kalmak İçin Sağlıklı Beslenme, Sefa Saygılı, Ali Akben, Özer OdabaşıYazarlar: Sefa Saygılı, Ali Akben, Özer Odabaşı,
ISBN: 975973625X
Editör: Rahime Demir
Yayıncı: Mozaik Yayınları
Yayın Tarihi: Istanbul, May 2002
Sayfa Sayısı: 222

Formda Kalmak Için Saglikli Beslenme

Saglikli ve dengeli beslenme nedir?
Saglikli beslenmede nelere dikkat etmeliyiz?
Ideal formu yakalamak ve bunu korumak için neler yapilmalidir?
Uzun süre aç kalarak zayiflamak mümkün müdür?
Aç kalmadan ideal kiloya ulasmak ve bunu korumak nasil gerçeklesir?
Saglikli bir diyette hangi besinlere ne kadar yer verilmelidir?
Her gün vücudun almasi gereken kalori miktari nedir?
Rafine yiyecekler sagligimiza hangi açilardan zarar vermektedir?
Yemegi nasil daha zevkli hale getirebiliriz?
Beslenmede meyve, sebze, vitaminler, proteinler gibi unsurlarin önemi nedir?
Ev isleri gibi günlük yapilan aktiviteler insani zayiflatabilir mi?

Doç. Dr. Sefa Saygili, Dr. Ali Akben ve Dr. Özer Odabasi tarafindan hazirlanan bu eserde saglikli beslenme ve formda kalma ile ilgili pek çok sorunun cevabinin yani sira, dengeli beslenmeyi saglayan temel faktörleri de bulacaksiniz.


Merhaba. Bu gün diyet hakkında en çok merak edilen sorulara cevap arayacağız.

Diyet yaparken karşılaştığımız sorunlardan biri de, neyi ne kadar yiyeceğimiz. Günlük almamız gereken kalori ve yağ miktarından, karnımız açlıktan kazındığında ne yiyeceğimize ya da kalsiyum ihtiyacımızı mutlaka sütten mi alacağımıza kadar pek çok soru aklımızı kurcalar.

İşte, diyetle ilgili en çok sorulan sorular ve yanıtları:

1- Yumurta kolesterol açısından kötü mü?

Yumurta tüketiminde ölçülü olduğunuz sürece hayır. Yumurta, vücudunuz için gerekli olan protein, K vitamini, riboflavin ve selenyumu sağlamak için mükemmel bir kaynak. Yapılan araştırmalar, yumurta sarısının 213 mg kolestrol içeriyor olmasına karşın, haftada 2 adet yumurta yemenin kandaki kolesterol düzeyi üzerinde hiçbir olumsuz etkide bulunmadığını gösteriyor.

2- Günde kaç kalori almalıyım?

Öncelikle, dengeli bir beslenme programı uygulayarak vücudunuzdaki her yarım kilo için 10 kalori almalısınız. Buna, günlük aktivite durumunuza göre, 400-700 kalori daha eklemelisiniz. Sözgelimi 65 kiloda aktif bir kadının günlük alması gerekli kalori miktarı 2000 civarındadır ve bu kişinin, haftada bir kilo vermek istediğinde, günlük kalori miktarından 500 kalori daha az beslenmesi yeterlidir. Eğer siz daha kalıcı çözümler istiyorsanız, diyetiniz boyunca günlük kalori miktarından 250 kalori indirin ve 250 kaloriyi yaktıracak kadar da egzersiz yapın.

3- Kilo vermek isterken günlük almam gereken ortalama yağ miktarı ne kadardır?

Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, günlük aldığınız kalori miktarının yüzde 15'i, diyet yapıyor olun veya olmayın her iki halde de yağlardan sağlanıyor. Bu miktar; kalp krizi, obezite ve diyabet riskini en aza indirmek için yeterli. Sözgelimi, bin 500 kalorilik bir diyet yapıyorsanız alabileceğiniz yağ miktarı 50 gramla sınırlı.

4- Karbonhidrat niçin egzersiz için de büyük önem taşır?

Vücudumuzda glikojen olarak depolanan karbonhidratlar, kas gücünü arttırmada son derece önemli rol oynar. Ayrıca, aşırı olmamak kaydıyla vücudumuzda depoladığımız yağlar da aynı etkiyi gösterir. Kas gelişiminde önemli rol oynayan glikojeni vücudunuza tedarik edebilmek için, egzersiz çalışmalarınız sonrası karbonhidrat içeren yiyeceklerden yemelisiniz. Mesela 90 dakikalık bir egzersiz sonrası, fırınlanmış patates, bir porsiyon meyve veya kepekli krakerler iyi birer seçim.

5- Kahvede bulunan kafein kemiklerimi zayıflatır mı?

Hayır. Çok aşırı miktarda kahve içmiyorsanız böyle bir durum söz konusu değil. Gene de kafeinin kemikleriniz üzerindeki zararlı etkilerinden endişe duyuyorsanız, kahvenizi sütle içmeyi deneyin.

6- Yüksek tansiyon problemim yoksa tuza dikkat etmeme gerek var mı?

Tuz, şeker ve un, üç zararlı beyaz. Bu nedenle, kullanacağınız tuz hep az olmalı.

7- Besleyici değerleri bakımından vücudum için en yararlı 5 sebze hangisi?

İster koyu yeşil olsun isterse kırmızı, isterse portakal rengi veya sarı, bütün sebzeler harika birer besleyici ve vücudumuzu hastalıklara karşı dirençli hale getiriyorlar. Herbirinin ayrı yararları olmakla birlikte, düzenli olarak alındıklarında vücudumuz için en yararlı sebzeler şunlar: Ispanak, iyi bir folik asit kaynağı, kansere karşı koruyucu etkisi var, A vitamini ve kalsiyum içeriyor; havuç, mükemmel bir A vitamini kaynağı; tatlı patates, A ve C vitaminleri içeriyor; brokoli, A ve C vitaminleri ile folik asit içeriyor; sarımsak, kansere karşı etkili pitokimyasallar içeriyor.

8- Hangi yiyecekler kolestrolü düşürür?

Lif bakımından zengin sebzeler, sözgelimi yulaf, fasulye ve soyalı besinler, kolesterolü düşürüyor. Bunlar, kandaki kolesterol miktarını dengeleyici özelliğe sahip bulunuyor. Kolesterolünüz yüksekse, özellikle az yağ içeren bir diyet yapmalısınız. Aldığınız yağ miktarını azaltmak için meyve ve sebze ağırlıklı öğünler yemelisiniz ve kırmızı eti azaltmalısınız. Ayrıca süt ve süt ürünlerinden de yağsız olanları tercih etmelisiniz.

9- Günde 8 bardak su içmek neden önemli?

Vücudumuzda oluşan en temel kimyasal reaksiyonların tümü suya gereksinim duyar. Su; sindirimde, metabolizmanın düzenlenmesinde, vücut ısısının ayarlanmasında, kan basıncında ve fitness performansında direkt etkilidir.

10- Karnım açlıktan kazındığında bunu nasıl giderebilirim?

Bunu tamamen geçiremezsiniz; fakat kendinize en zararsız biçimde üstesinden gelebilirsiniz. Bunun için, diyetisyenlerin belirledikleri stratejilerden birini deneyebilirsiniz. Dilediğiniz yiyecekten ufak miktarlarda yiyerek açlığınızı gidermeye çalışın. Canınızın çektiği yiyeceklerin benzer diyet versiyonlarından deneyin. Hala açlığınızın önüne geçemediyseniz, arkadaşlarınızla birlikte olmayı ve açlığınızı aktivitelerle unutmayı deneyin.

11- Şeker şişmanlatır mı?

Teknik olarak yağ içermediğinden, hayır. Şeker, saf karbonhidrattan oluşur ve biz bu ihtiyacımızı aynı şekilde ekmekten, meyvelerden de karşılayabiliriz. Ama tabii ki şeker kalori içerir. Bazı şekerli yiyecekler, sözgelimi kurabiyeler ve krakerler, aynı zamanda yağ da içerir. O halde, çok fazla şekerli gıda tüketimi kısa sürede yağ birikimleri olarak vücudumuzda yerini alacaktır.

12- En sağlıklı yağ hangisi?

Zeytinyağı kesinlikle en sağlıklı olanı. Zira, doymuş yağ oranı düşe aynı etkiyi gösterir. Kas geük, doymamış yağ oranı yüksek rafine bir yağ. Göğüs kanseri riskini azalıyor ve kolesterol üzerinde kötü etkileri bulunmuyor. Margarin ve tereyağı gibi doymuş yağlar damar tıkanıklığına sebep olur ve böylece yüksek tansiyon ve kalp krizi riskini arttırır. Hidrojene bitkisel yağ gibi kimyasal reaksiyonlardan geçirilmiş yağlar da kolesterol üzerinde kötü etkilerde bulunur. Yumuşak doymamış margarinler diyet yaparken en uygun seçim. Eğer tereyağı konusunda ısrarcıysanız, light çeşitlerini zeytinyağı ile birlikte kullanmanızda fayda var.

13- Metabolizmayı özellikle güçlendiren yiyecekler var mı?

Hayır. Söylenildiğinin aksine, balarısı polenleri ve greyfurt da böyle bir etkide bulunmuyor. Bazı baharatlı yiyeceklerin metabolizmayı hızlandırdığı doğru olsa da, bunun vücut üzerindeki etkileri oldukça zayıf. Eğer metabolizmanızı güçlendirmek istiyorsanız, ağırlık kaldırma egzersizleri sizin için çok yararlı olacaktır. Kaslarınızı zorlayarak kaldırdığınız her yarım kilo için günde 35 kalori yakabilirsiniz.

14- Çok az yağ yemek mümkün mü?

Tıpkı bir araba gibi, vücudumuz da hareket etmek için yağa gereksinim duyar. Özel olarak yağ asitleri, hücre onarımında ve yenilemelerinde de iş görür. Et, balık, fındık gibi besinlerden aldığımız yağlar, aynı zamanda hormonları düzenleyici ve sinir sistemini güçlendirici etkilere sahip. Her ne kadar çoğu uzman günlük kalori miktarının yüzde 15'inin yağdan karşılanması gerektiği görüşünde birleşse de, yapılan son araştırmalar, yüzde 10'un da yeterli olduğunu gösteriyor.

15- Acıktığım zaman neden çekilmez bir insan oluyorum?

Kötü gününüzde olsanız dahi, dayanılmaz olmanızın sebebi, fizyolojik olarak açlığınızdan ileri geliyor olabilir. Vücuttaki kan şekeri düştüğünde, otomatik olarak kanınızdaki adrenalin ve daha birkaç hormonun işlevi de azalır ve bunun sonucu sinirlilik, kan basıncınızın artışıyla doğru orantılı olarak gerginlik görülebilir. Eğer sık aralıklarla azar azar yemek yemeye vakit ayıramıyorsanız, yanınızda bir meyve veya atıştıracak krakerler taşımanızda yarar var.

16- Hiçbir şey yemeyerek zayıflamak tehlikeli mi?

Bu tarz girişimler son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Vücudunuz iki günden fazla aç kaldığında, karbonhidrat ve protein gibi en temel ihtiyaçlarını kaslardan karşılamaya kalkacaktır. Ayrıca büyük su kaybına da rastlanır. Bunun sonucu olarak da baş ağrısı, baş dönmesi, sıkıntı gibi olumsuz belirtiler görülebilir. Aç kalınan süre arttıkça, oluşması muhtemel tehlikeler de daha ciddi boyutlar kazanacaktır.

17- Baharatlı yiyecekler ülser yapar mı?

Yapılan araştırmalar, peptik ülserin gerçek sebebinin mideye yerleşen bir bakteri olduğunu gösteriyor. Günümüzde ülser tedavisinde diyet yanında bu bakteriyi etkisiz hale getiren ilaçlar da kullanılıyor.

18- Izgaranın kansere yol açtığı doğru mu?

Direkt olarak hayır; ama kanser riskini arttırdığı doğru. Biftek, tavuk gibi et yağları kömür üzerine düştüğünde çıkan dumanın kanserojen etkileri olduğu biliniyor. Yapılan çalışmalar, mangaldan önce etleri marine etmenin bu tehlikeyi azalttığını gösteriyor. Diğer bir sağlıklı yöntem de etleri önce mikro dalgada pişirip en son mangalda çevirerek servise sunmak.

19- Gece yatmadan önce bir şeyler atıştırmak zararlı mı?

Gece yarısı yediklerinizi sindirmeniz iyice zorlaşır. Hele bir de yedikleriniz abur cubursa. Yatmadan önce bir şeyler atıştırmak istiyorsanız meyve veya bir kase yoğurt yemenizi ya da bir bardak süt içmenizi öneriyoruz.